28 Nisan 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları
Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle

BABA’NIN ÇOCUĞUN TERBİYE SÜRECİNDEN UZAKLAŞTIRILMASINDAN SONRASI

27 Nisan 2026
Ahmet Hakan Çakıcı, Köşe Yazıları
0 0
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta PaylaşE-Posta Gönder

“Olgunlaşmamış bir zihne -en ciddi konularda bile- “kendi kararını kendin ver” deniliyorsa orada mucize; ahlakın, o toplulukta tamamen yok olmamış olmasıdır.” Alman Filozof Karl Löwith 1897-1973

BABASIZ ÇOCUKLAR

“ATAerkil Düzene Son”

“Kanaatimize göre Türkiye’de 2010’lu yıllara kadar sömürgeci yozlaşmaya direnen, “BABA’ya dayalı aile yapısının” korunuyor olmasıydı. 2010’lu yıllardan itibaren Türkiye’de dindarlıktaki gerileme, ateistliğin yükselişi, suç oranlarındaki artış, ahlaki çözülüş ve çıplaklığın dindar ailelerin içine bile nüfuz etmesi “Devlet Desteğini” arkasına alan ve “ATAerkil Düzene Son” sloganı ile yürütülen ‘BABA’nın, çocuk ve aile üzerindeki etkisinin kırılması ile sonuçlanan süreç olduğu kanaatindeyiz.”

2010’lu yıllardan itibaren gittikçe şiddetlenen dozda sömürgeci ve neoliberalist yapılar -kötü ve iğrenç- bir şeymiş gibi propaganda ederek “BABA’ya dayalı aile ve toplum düzenine” karşı verdikleri savaşı bu topraklara da taşıdılar. Toplum nezdinde değersizleştirmek için “ataerkil/ pederşahi/ patriarkal/ erkek egemen” düzen gibi aşağılayan ve ötekileştiren ifadeler kullanarak  “Erkek Öznenin Ezilmesi” adını verdikleri bir süreçle toplumu kendi BABALARINA karşı savaş vermeye ikna etmeye çalıştılar/çalışıyorlar.

“BABA’NIN ÇOCUĞUN TERBİYE SÜRECİNDEN UZAKLAŞTIRILMASINDA”

süreç iki kanal üzerinden yürütülüyor

-Kültürel Baskı

-Kanunlar ve Cezalar Aracılığı ile BABA’nın Düşürülmesi

“BABA’YA DAYALI AİLE VE TOPLUM DÜZENİNE” KARŞI  KÜLTÜREL BASKI

Sürecin ilk ayağı, yazılı ve görsel medya üzerinden stratejik, planlı ve düzenli şekilde “BABA”ların, önemsizleştirildiği, saygınlıklarına ve otoritelerine saldırıldığı, aşağılandığı, aile hayatının dışına itildiği (ailenin kendisinin de çözüldüğü), çocuğun terbiye sürecinden dışlandığı, babanın “olmasa da olur, hatta daha iyi olur”a indirgendiği bir yoz kültürün topluma dayatılması şeklinde yürütülüyor. 

-“Baba” fıtren sahip olduğu hikmeti ile çocuğun ateşe gittiğini görme ve ateşe girmesin diye gerekirse kendini ateşe atabilme becerisine sahiptir.

-Fıtri olarak çocuğuna karşı öne çıkan hassası “şefkat” olan anne ise çocuğun nereye gittiğini değil şu anını görüyor. “Çocuğunun üzüldüğünü gördüğü yerde” çocuğu ile ateşe girebiliyor. Zira dengesiz/hadsiz şefkat çocuğu da geleceği de zehirleyebilir

-Kanaatimize göre: Baba, çocuğu KÖTÜ yola gitmesin diye çocuğuna ve topluma karşı KÖTÜ olmayı göze alabiliyorken; Anne, çocuğu ile kötü olmamak ya da çocuğu üzmemek adına çocuğun şerre gidişine refakatçilik edebiliyor.

-Örnek aldığı “Kahramanı” yani gerektiğinde “ateşe girmesin” diye kendisi ile mücadele edebilecek bir “BABA”sı olmayan, sosyal medyadan, TV’lerden hevası kışkırtılmış, egosu şişirile şişirile yüce TANRI ve TANRIÇALAR haline getirilmiş çocukların kendi egoları, kibirleri, şehvetleri yani KENDİLERİ ile baş edip ahlak ve erdem çerçevesinde bir hayat geliştirmelerini beklemek ancak ahmaklıktır.

-Bu yüzden babaları devre dışı bırakarak çocuklara ve gençlere “senin tercihin, senin kararın” denilmesinin, hayati öneme sahip kararları kendi başlarına vermelerinin istenmesinin, onları, “şehvetleri” ve “zevkleri” kontrol eden EGEMENLERE kul etmekten başka bir anlamı olmadığı kanaatindeyiz.

OLUMLU/OLUMSUZ BABA YÖNLENDİRMELERİ

Özellikle TV dizileri, sinema, gündüz kuşağı programları ve sosyal medyada “sorumluluk” sahibi ve çocuğun terbiyesinde etkin faktör olmak isteyen BABA’lar “olumlu” ya da “olumsuz” örnekleme yolu ile baskı altına alınmaya çalışılır.

Terbiyeci yani sınır koyan babalar “Olumsuz Baba” örneklemeleri ile “geri kafalı”, “zamanı ve gençleri anlayamayan”, “baskıcı”, “diktatör”, “zalim”, “özgürlükleri engelleyen”, “şiddete meyilli” tipler olarak resmedilirken; toplum -özellikle gençler- kışkırtılarak “etkin” babalara karşı tepkili olmaya yönlendirilir. Üretilen bu tepki ile hem babaların çocuklarına müdahale etme cesaretleri kırılır hem de ilk andan itibaren çocukla babası arasındaki ilişki zedelenmeye çalışılır.

BÖYLE-LİKLE Olumlu örnekler üzerinden de erkekler, KENDİ rızası ile “otorite (kavvamlık) mevkiini terk etmeye”,  “terbiye süreçlerinin dışında kalmaya”, “sınır koymamaya”, “kadının ve çocuğun çevresinde dönen silik hatta “aptal”, “şahsiyeti ve iradesi olmayan baba figürlerine” ÖZENDİRİLMEYE çalışılır.

Modern hayatta BABA’nın yerini alabilecek bir figür yoktur. Zira geçmişin dedeleri, amcaları, dayıları, abileri hatta komşular çocuğun terbiyesinden kendilerini sorumlu görüp BABANIN boşluğunu doldurmaya aday olabilirken bugünün BİREYSELLEŞMİŞ ve gaza getirilmiş anneleri hiç kimsenin çocuğa bu mesafede yaklaşmasına müsaade etmezler/edemezler. Dolayısı ile BABASIZLIĞIN boşluğunu doldurma görevini de ANNE üzerine almak zorunda kalır.

Bu dönemde çocuğun BABASI ya da babasının yerini alabilecek başka bir sağlıklı ROL model yok ise ya da baba modeli örselenmiş, aşağılanmış, sevilmeyen, ezilmiş, problemli bir model ise çocuğun, “babanın yerini alan Tanrı” ile de ilişkilerinin sorunlu olma ihtimali yüksek olacaktır. Tanrı ile kurulamayan sağlıklı ilişkiler, ahlak ve erdemle ilişkilerin de sorunlu olabileceği anlamına gelir.

“Anneler çocuklarına emniyetli, besleyici ve duygusal olarak güvenli bir ortam sağlar. Hepimizin ihtiyaç duyduğu şeylerdir bunlar. Ancak babalar çocuklarına meydan okur. Sınırlarını zorlar ve bireysel kişiliklerini geliştirmelerine yardımcı olurlar.

BABASIZ BIRAKILMIŞ ÇOCUKLARIN TOPLUMA BEDELİ

BABASIZLIĞIN ne demek olduğunu anlamak için Amerika’dan derlenmiş alttaki istatistikler…

Amerika’da;

– Babasız çocukların,  çift ebeveynle büyüyen çocuklara oranla hapse girme ihtimali 3 ila 20 kat fazladır.

– Genç intihar(kız ve erkek) kurbanlarının %63’ü babasız evlerden geliyor.6

– Tüm evsiz ve kaçak çocukların %90’ı babasız evlerden geliyor.

– Devlet ıslah kurumlarındaki gençlerin %70’i ve cezaevlerindeki gençlerin %85’i babasız evlerden geliyor.

– Tecavüzcülerin %80’i babasız evlerden geliyor.

– Babasız çocukların yoksulluk içinde yaşama ve suç işleme olasılığı, çift ebeveynli çocuklara göre 6 kat fazladır.

– Baba yokluğunun, hem kadın hem erkek şiddeti için güçlü bir ön belirleyici olduğu görülmüştür. 7

– Amerika’da davranış bozukluğu olan çocukların yaklaşık %85’i babasız evlerde büyümüştür. Bu oran ulusal ortalamanın 20 katıdır.8

– 75 Suça bulaşmış çocuk üzerinde yapılan bir çalışmada, %66’sı babasız kalmış, %20’si babasıyla hiç yaşamamış ve %25’inin alkolik bir babası olduğu görülmüştür.

Bazı veriler, ergenlik çağındaki katillerin yüzde 72’sinin ve uzun süreli mahkûmlarının yüzde 70’inin babasız evlerden geldiğini göstermiştir.

– Babalarına yakınlık hisseden çocukların cezaevine düşme olasılığı %80 daha azdır.

– Öğretmenlerin %71’i ve kolluk kuvvetlerinin 90’ı evde ebeveyn denetiminin olmamasının okullardaki şiddete katkıda bulunan önemli bir faktör olduğunu düşündüklerini söylemiştir.

– 56 okul saldırısının incelendiği bir araştırmada, saldırganların yalnızca 10’unun  (%18) biyolojik ebeveynleriyle  birlikte istikrarlı bir evde büyüdüğü ortaya çıkmıştır. %82’si ise istikrarsız bir aile ortamında veya  biyolojik ebeveynleriyle birlikte olmadan büyüdüğü kayıtlara geçmiştir.

“SINIRLAR ÇİZEN BABA’NIN” UZAKLAŞTIRILMASI

“Sınırlar Çizen Baba’nın” çocuğu terbiye etme sürecinden uzaklaştırılmasının egemenler için hayati öneme sahip olduğunu düşünüyorum zira çocuk hevadır, hayat tecrübesinden yoksundur. Oyunla, eğlence, şehvet ve nefsine hitap eden hemen her şeyle ayartılabilme ihtimali yüksektir. BABA ise hikmettir. Hikmet ve tecrübesi ile hadler kor, iyi ve kötüyü tanımlar, çocuğa yol gösterir. Yeni tanıştığı duyguları ve arzuları ile baş etmekte zorlanan çocuklar için sağlam bir rehberdir. Bu nedenle sağlıklı bir babanın terbiyesinden geçmiş bir çocuk genelde, “kullanıma” ve “kolay yönlendirmeye” müsait biri değildir. (Özellikle kız çocuklarının ömürleri boyunca karşılaşacağı kendisinden hiçbir beklentisi ve art niyeti olmayan, her şeyini uğrunda verebilecek, kesinlikle güvenebileceği, fedakârlık abidesi tek erkek, BABA’sı olacaktır.)

BABA’NIN ÇOCUĞUN TERBİYESİNDEN UZAKLAŞTIRILMASINDAN SONRASI

Elimizde doğru düzgün veri olmasa da 2010 yıllardan itibaren Baba’nın çocuğun terbiyesinden uzaklaştırılma sürecine hız verilmesinin ardından Türkiye’de nasıl bir tablo ortaya çıktığını görebilmek için alttaki verilerin ipucu vereceği kanaatindeyim.

Bu rakamları Türkiye’de son yıllarda geçmiş yıllara oranla çocuk sayısının çok azaldığını da hesap ederek değerlendirmenizi rica ediyorum.

2010 yılında suça sürüklenen çocukların karıştığı olay sayısı 83 bin 393 iken, 2024’te rakam 178 bin 834’e çıktı13,

2008 Yılında suça sürüklenen çocuk sayısı 62,43014 iken, 2024 senesi itibarıyla 202.785’e çıktı.15

2014 yılında 11.095 çocuk istismar davası açılmışken 2024’te 38 bin 639 yeni cinsel istismar konulu dava açıldı.16

2009 yılında çocuk hükümlü sayısı 1087 iken 2025 yılında suça sürüklenen çocuk sayısı 97.625 erkek 19.641 kız olmak üzere toplam 117.266 oldu. (2025’in 11. ayı itibari ile hapishanelerde 194’ü kız olmak üzere 12-18 yaş arası 4.682 çocuk tutulmaktadır.17)

  • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılı itibari ile Türkiye’de 174 bin çocuk, ailesi tarafından bakılamayacak durumdadır18.
  • Bugün Türkiye’de sadece hakkında danışmanlık tedbiri verilen çocuk sayısı 51 bin 386’dır.
  • 2015 yılında toplam 506 bebek ve çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde büyürken19 2025 yılı 11. Ay itibari ile 19.775 kadın mahpusun yanında annesi ile büyüyen 0-3 yaş grubu çocuk sayısı 434,  4-6 yaş grubu çocuk sayısının 388 toplam 822’dir.20
  • Bu yıl açıklanan istatistiklerde uyuşturucu bağlantılı suçların oranının bir yılda yüzde 4,2’den yüzde 8,2’ye yükseldiği görülmüştür.21
  • 2024 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 612 bin 651 oldu. TÜİK verilerine göre suça sürüklenen çocukların yüzde 40,4’ü yaralama olayına karıştı.
  • 2021’de 133 bin çocuk suça sürüklenirken, bu sayı SADECE bir yılda(2022) yüzde 56 artışla 207 bine ulaşmıştır.

 

Rakamlar o kadar büyük ki, kavrayamıyoruz. İstatistikler boşlukta sallanıyor.
Mesela 2022 yılında gerçekleşen 1 yılda suça sürüklenen çocuk oranındaki %56’lık artışın normal şartlar altında 50-100 senelik bir süreçte olması beklenirdi.
 

Sadece 2024 yılında Suça sürüklenen çocuklarla ilgili 322.219 dava görülmüştür. (204.540 yeni açılan 117.679 bir önceki yıldan devir.)22

Bu davalarda 483 bin 16 çocuk yargılandı.

Bunlardan 11 yaş altı 4 bin 515 çocuk kasten yaralama suçu işlemiş23.

Bunlardan 11yaş ve altı 1591 çocuk CİNSEL istismar suçu işlemiş.

12-14 yaş aralığında kasten yaralama suçu işleyen çocuk sayısı 16 bin 554’müş

12-14 yaş aralığında tehdit suçu işleyen çocuk sayısı 3 bin 732, Cinsel istismar suçu işleyen çocuk sayısı 3 bin 219.

“ERKEK EGEMEN DÜZENE SAVAŞ”

Türkiye’de ailenin parçalanması ve “Erkek Egemen Düzene Savaş” adı altında BABA’ya karşı açılmış savaşın ne istikamette gittiğini sanırım bu tablo NET olarak ifade ediyordur.

Ancak son zamanlarda bu verileri değerlendirenler -AÇIKLANMASI zor BİR ŞEKİLDE- sorunun temelinde olan Ailenin parçalanması ve çocukların terbiyesinden BABA’nın uzaklaştırılması gibi ana etkenleri göz ardı ederek dikkatleri konuyu etkileyen diğer faktörlere (liberal politikalar, fakirlik, eğitimsizlik, geçim sıkıntısı vs.) çekerek kitleleri bilinçli bir şekilde yanlış hedeflere yönelttikleri kanaatindeyiz.

Hâlbuki daha 2011’lerde bir gazete köşe yazısında konu şu şekilde değerlendiriliyordu: “1995’te 229 bin suç işlenirken, rakam 2006’da 785 bin 510’u buldu. Suçların yüzde 42’si İstanbul, Ankara ve İzmir’de işlenmektedir. Ürkütücü tablonun temelinde yatan sebepler ise: Eğitimsizlik, göç, terör, gelir adaletsizliği gibi maddeler sıralanırken ve listenin başına aile değerlerinin tahribatı konulmuştur. Önü alınamayan boşanma ve aile facialarının bedelini çocukların ödediği vurgulanmaktadır. Aile terbiyesi görmeyen ve yeterli eğitim alamayan çocuk ve gençler alkol-uyuşturucu batağına saplanırken, suça bulaşanların yaş ortalaması da düşmektedir.”

KAYNAK: KeşküL – Ahmet Hakan Çakıcı

Babasız Çocuklar- 2 (Türkiye Henüz Dinsizleşmedi -3 )


1- https://www.indyturk.com/node/761622/t

2 https://www.hertaraf.com/koseyazisi-turkiye-henuz-dinsizlesmedi-4603

3 https://www.bursasaati.com.tr/babam-hep-vardi-aslinda-hic-olmadi

4 https://izmirpsikolog.com.tr/escinselligin-olusmasina-dair-teoriler/

5 https://www.designthyself.com/blog/the-fatherless-epidemic-how-missing-dads-are-shaping-a-generation

6 https://www.americafirstpolicy.com/assets/uploads/files/Fatherlessness_and_Crime.pdf

7 https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6516459/

8 https://www.lansingattorney.com/blog/2015/06/are-fatherless-children-at-a-higher-risk-to-commit-crimes/

9 David Popenoe, Babasız Aileler

10 Batılıların büyük bir hayırseverlikle İslam toplumlarını TERBİYE etmeyi kendilerine görev edinmelerine İslam toplumlarından gelen direnç; özgürlük, eşitlik, hak-sahibi BİREY olma, demokratik vatandaşlık, kadın hakları, cinsel haklar, inanç özgürlüğü, sekülerlik, inanç özgürlüğü, akılcılık demokratik vatandaşlık, kadın hakları vs. gibi liberal değerlere ve moderniteye itiraz olarak kabul ediliyor.

Böyle bir itiraz sadece ortadan kaldırılması gereken lüzumsuz bir direnç olarak değil aynı zamanda yok edilmesi gereken bir patoloji, bir nevroz (Bir ruh hastalığı, manyaklık-AHÇ) olarak da görülüyor.

Bu yüzden eğer Müslümanlar liberalizme ya da liberalizmin hoş görebileceği herhangi bir İslam biçimine gönüllü bir şekilde dönmeyi reddederlerse askeri güç kullanmak dâhil dönüşümlerini sağlamak için gereken her şey yapılmalı.

Joseph A. Massad, Liberalizmde İslam s:15

11 Konu hakkında bir değerlendirmemiz https://www.hertaraf.com/koseyazisi-geliveren-buyuk-bela-pedofili-4534

12 https://pirha.org/tuik-cinsel-istismara-maruz-kalan-cocuk-sayisi-son-9-yilda-yuzde-287-artti-394539.html/20/09/2023/

13 https://esikplatform.net/s/2547/i/Suca_Suruklenen_Cocuklar_Bilgi_Notu-v2.pdf

14 9lib.net/article/ülkemizde-suça-sürüklenen-çocukların-genel-görünümü.y8grn7l2

15 https://www.toplum.org.tr/turkiyede-hukumlu-sayisi-ve-nufusa-orani/

16 https://ekmekvegul.net/gundem/2024te-6-binden-fazla-cocuk-dogum-yapti-cinsel-istismar-dosyalarinin-yuzde-35i-mahkemeye-sevk-edilmeden-kapatildi

17 https://cisst.org.tr/hapishane-istatistikleri/

18 https://www.evrensel.net/haber/587172/netflixten-827-milyar-dolarlik-tarihi-satin-alma-warner-bros-anlasmasi-duyuruldu

19 https://medyascope.tv/2021/03/29/verilerle-cezaevlerinde-anneleriyle-birlikte-buyuyen-cocuklar-dort-yilda-en-az-iki-bin-466-cocugun-ozgurlugu-elinden-alindi-bir-hafta-boyunca-bebegimin-altini-posetlerle-bezledim/

20 https://velev.news/gundem/0-6-yas-arasi-759-cocuk-cezaevlerinde-kapasite-fazlasi-84-bin-tutuklu-var/

21 https://ajansbizim.com.tr/suca-itilen-cocuk-sayisi-artti–0108251057.html

22 https://www.indyturk.com/node/769185/haber/suça-sürüklenen-çocuklara-dair-çarpıcı-tablo-en-küçük-yaş-grubunda-ağır-suçlar

23 https://www.haberhurriyeti.com/haber/26957078/cocuk-suclarinda-korkunc-tablo-2024te-suca-suruklenen-cocuk-sayisi-yarim-milyon

 

 

Bu yazının bağlantısını kopyala:
Etiketler: Aile ve Sosyal Hizmetler BakanlığıAmerikaİntiharSuça bulaşmış çocukTÜİKTV dizileriUyuşturucu batağı
Önceki Haber

ESKADER KÜLTÜR SANAT ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Etiketler

15 Temmuz AB ABD AK Parti Almanya Ankara Avrupa BM CHP Covid-19 Cumhurbaşkanı Filistin Fransa Gazze Göbeklitepe Harran Kudüs Kürt LGBT MEFKURE Mekke MHP Müslüman Mısır NATO Osmanlı Pandemi PKK Recep Tayyip Erdoğan Rusya Suriye TBMM Türk Türkiye URSİAD Yahudi Çin Üsküdar İngiltere İran İslam İsrail İstanbul İstanbul Sözleşmesi Şanlıurfa

Copyright © 2022 Türkiye Postası Gazetesi
www.turkiyepostasi.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edillir.

Toplam Ziyaretçi Sayısı
3741212

Etiket Bulutu

15 Temmuz AB ABD AK Parti Almanya Ankara Avrupa BM CHP Covid-19 Cumhurbaşkanı Filistin Fransa Gazze Göbeklitepe Harran Kudüs Kürt LGBT MEFKURE Mekke MHP Müslüman Mısır NATO Osmanlı Pandemi PKK Recep Tayyip Erdoğan Rusya Suriye TBMM Türk Türkiye URSİAD Yahudi Çin Üsküdar İngiltere İran İslam İsrail İstanbul İstanbul Sözleşmesi Şanlıurfa

Köşe Yazıları

BABA’NIN ÇOCUĞUN TERBİYE SÜRECİNDEN UZAKLAŞTIRILMASINDAN SONRASI

27 Nisan 2026

14 Mart’ın İyileri, Kötüleri Ve Çirkinleri…

23 Mart 2026

Türkiye’de Anasır-ı İslam adına tek Millet vardır o da Müslüman Türk Milletidir.

18 Şubat 2026
  • Künye
  • Reklam Politikası
  • Gizlilik ve Koşullar

Köşe Yazıları I Türkiye I Gündem I Siyaset I Dünya I Ekonomi I İktibas I Tarih I Sivil-Toplum I Din &Yaşam I Eğitim I Spor I Kültür & Sanat I Sağlık I Teknoloji

Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist