16 Mart 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları
Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle

insanlık tarihinde köklü dönüşümlere yok açan modernlik ve modernizm nedir?

9 Şubat 2026
Köşe Yazıları, M. Taha Gergerlioğlu
0 0
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta PaylaşE-Posta Gönder

 

1492 Endülüs’ün kaybedildiği tarihtir. Aynı yıl Kristof Kolomb Yeni Kıta’ya doğru yelken açmıştır. Bu olay, Osmanlı’nın tüm geçiş yollarını tuttuğu bir dönemde Batı dünyasının günümüze değin devam eden hakimiyetinin de başlangıcıdır. Güç, sömürge dönemiyle birlikte Doğu’dan Batı’ya önlenemez bir hızla el değiştirmiştir. O andan itibaren, Batı sömürge topraklarından elde ettiği güçle, dünyanın büyük bölümünde hem teritoryal hem de kültürel olarak belirleyici güç olmaya başlamıştır. Batı düşüncesinde kilise otoritesine karşı sömürge imparatorlukları yoluyla gelişen Burjuvazinin de desteğiyle önemli bir kırılma meydana gelmiş, süreç aydınlanma ve modernizm diye tanımlanan yeni bir dünya tasavvurunun ortaya çıkmasıyla neticelenmiştir. O güne kadar dünya siyasetinde hiç etkisi olmayan veya sınırlı bir etkiye sahip Batı’nın en uzak kıyılarına hapsolmuş, Atlantik kıyısındaki ülkelerin yükselişi başlamıştır.

 

Niell Ferguson bu durumu son derece çarpıcı bir örnekle anlatır. “16. Yüzyılda, İstanbui, Pekin ve londra’yı aynı tarihlerde gören birine, gün gelecek bütün dünya şu ada ülkesinin dilini konuşacak deseydiniz, size asla inanmazdı.” Gerçekten de öyle oldu. O küçük ada ülkesi denizlerde kurduğu hakimiyetle, 19.yüzyılın ortalarında üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk kurdu.

DÜNYANIN HER YERİNDE, BATI’NIN GÖNÜLLÜ NEFERLERİ…

Batı’nın Dünya hakimiyeti sadece işgallerle ilerleyen bir süreç değildir. Batı’nın asıl başarısı, sömürmek ve tüm dünyada ürettiği mamülü pazarlamak için doğrudan veya dolaylı olarak sömürge haline getirdiği ülkelerde, kültürel ve zihinsel bir dönüşümü de gerçekleştirebilmiş olmasıdır. Bu durum fiili olarak işgaller sona erse de Batı hegemonyasının daha verimli bir şekilde devamını sağlamaktadır. Dünyanın her yerinde, Batı’nın gönüllü neferleri gibi iş gören ve toplumun geri kalanından soyutlanmış, Batı’nın sağladığı imtiyaz ve destekle hakim pozisyona gelmiş bir Batıcı grup, bazen bir aşiret bazen bir sosyal grup, bazen bir mezhep, bazen düşünce ve kültür alanını kuşatmış aydın zümresi, bazen de askeri bir güç olarak Batı çıkarlarını korumak için beslenip büyütülmüştür.

 

Roma’yla başlayan emperyal düzen çağı modernlik sonrası dönemden pek çok bakımdan ayrılır. Roma veya onun akabinde İslam, Selçuklu, Osmanlı gibi aynı coğrafyada yayılan imparatorluklar farklı milletlerin bir arada yaşayabildikleri, etkileşimin olduğu fakat birinin diğerini ortadan kaldırmasına imkan vermeyen bir sosyal düzeni ve çoğulculuğu barındırıyordu. Bu imparatorlukları bugünkü anlamda Avrupa Birliği gibi büyük uluslararası birliklere benzetebiliriz. İmparatorluklar doğal olarak çoklu yapılardı ve bu nedenle örneğin Sırplar, Yunanlar, Araplar Osmanlı çekildikten sonra da ne iseler o olarak kalabildiler.

 

Modernizm sonrası sömürgecilik hareketleriyle ortaya çıkan empeyalizm ötekini tamamen yok etmek, yok edemiyorsa bile dönüştürmek üzerine hakimiyet anlayışını tesis etmiştir. Dünya’da Batı modernizmiyle, herhangi bir biçimde ilişkiye giren her topluluk, her medeniyet ister modernizmi reddetsin, isterse modernizme teslim olsun aynı kalamaz. Modern sonrası dönemde bu ilişkiden korunabilmiş hemen hemen hiçbir beşeri tecrübe, kültür, miras bulunmamaktadır. Bütün insani tecrübe bu büyük tehditle, modernizmin dönüştürücü etkisiyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bugün milli kimliğin, kültürün ne olduğunu aramak bile başlı başına bir sorun haline gelmiştir, Batı dışındaki bütün toplumlar, modern Batı düşüncesi, yaşam tarzı ile ortak milli değerler arasında bazen toplumsal gerilimlere neden olan bir yarılmanın ortasındadır.

İnsanlığın son 500 yıldır iyi ve kötü şekilde hayatını etkileyen her şey Batı’nın eseridir; bütün ideolojilerde. Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, modernleşmenin her türü artık Batılılaşma anlamına gelmektedir. “Çinliler, Afrikalılar, Japonlar, Kızılderililer ya da Amerika yerlileri için, Yunanlılar ve Ruslar için, İranlılar, Araplar, Yahudiler ya da Türkler için modernleşme, sürekli olarak kendilerinden bir parçanın terk edilmesi anlamına geldi”

(Maalouf, 2009: 61-62).

Biz modernizmin ürünlerinin hayatımızı, düşünme biçimimizi, zihinsel kodlarımızı etkilediği büyük bir dönüşüm çağında yaşıyoruz. Peki insanlık tarihinde bu denli köklü dönüşümlere yok açan modernlik ve modernizm nedir? Öncelikle bu konunun aydınlatılması gerekmektedir.

Modernlik genel olarak bir uygarlığın kendi gelişim çizgisi içinde en son dönemde geliştirdiği, özel olarak da Batı uygarlığının Rönesans ve aydınlanma dönüşümünden sonra kazandığı kültürel değer ve sosyal ilişkilerin özümsenmesi ile ortaya çıkan yaşam tarzıdır.

MODERNİZM, RÖNESANS VE REFORM’UN DOĞAL SONUCUDUR.

Modern olmak, artık düne ait olmayan ve başka yöntemlerle ele alınması gereken bir dünyada yaşamaktır. Modern bakış açısı düne ait olanı tanımlarken modernin karşıtı olarak “geleneksel” kavramına müracaat eder. Geleneksel kategorisi de din, eski toplum, ekonomi, yönetim organizasyonu gibi hususları içerir. Modern olmanın göstergeleri toplumsal, dinsel, ekonomik, siyasi otoritelerden bağımsızlık ve otoritenin yerine ferdin geçmesidir. Kavramın gündelik yaşamla ilgisi kurulduğunda modaya uygun, her an değişen bir anlamı içerdiği de görülmektedir. Ancak bu ironik bir şekilde modernizm anlayışının en sağlam olduğu düşünülen yanının güvensizliği, dolayısıyla onun kendi geçmişine bile saygısının olamayacağı sonucunu doğurur.

Modernizm, Rönesans ve Reform’un doğal sonucudur. Batı dünyasının kutsaldan uzaklaşıp, dünyevileşmesinin önünü açan bu hareketlerdir. Genel olarak Rönesans, esas itibariyle Laiklik’in; Reformasyon ise Sekülerliğin önünü açmıştır. Bu hareketlerin ortak olduğu pek çok nokta olmakla birlikte, genelde hristiyanlık mirasına, daha özelde katolisizme karşı bir tepki olmasıdır.

Rönesans ve Reform birbirlerini tamamlayan süreçlerdir. Reformasyon Rönesansın bir bakıma hem sonucu hem de tamamlayıcısıdır. Her iki süreç de Arnold Tonbee tarafından Batı Hıristiyan medeniyetinin gerilemesi neticesinde, Batı’nın Hıristiyan mirasına karşı reaksiyonu olarak tanımlanmaktadır.

Modernitenin ‘yeryüzü cenneti’ vaadi boş çıkmıştır. Bu ortamda, postmodernizmin de kuşatıcı ve tatmin edici bir ideal sunduğu söylenemez. Zaten bu tür iddialı söylemlerin bir süre sonra anlatı diliyle mitleştirilmesine de karşıdır. Postmodernizm, hakikatin göreceli olduğunu söylemekle mevcut bunalımı derinleştirmekten öte bir şey yapamamaktadır. Hakikatin göreceli olduğu fikrini savunan kişi aslında inancını yitirmiştir. İnancını yitiren kişi ise, faal yani özne olamaz. Onun için önemli olan, artık sadece “bedenin hazları”dır.

Gerçekten de dikkatle bakıldığında postmodernizm her şeyi sıradanlaştıran, etkisizleştiren, değersizleştiren bir tarafı vardır. Çoğulculuk, çok kültürlülük gibi söylemler milletlerin direnç noktalarını hedeflemektedir. Bunun neticesinde küresel emperyalizmin sömürüsüne açık, değer tanımaz, hazları peşinde koşan, değer yargıları kitle iletişim araçları tarafından şekillendirilen kitleler ortaya çıkmaktadır. İdeolojiler ve inançlar iddialarından vazgeçip bu küresel çarkta kendilerine yer bulmak için olmadık tavizler vermektedirler. Bugün sol denilince akla kapitalist sömürü düzeninin alternatifi bir sistem önerisi gelmemektedir. LGBT hakları, cinsel özgürlük, feminizm gibi dar bir alana sıkıştırılmış, emperyal sömürü düzeninin devamı için kontrol edilebilir bir muhalefetin temsilcisi gibidir. Aynı şekilde alternatif bir model ortaya koyamayan, milli olma şuurunu kaybetmiş ve küresel sistemden taviz koparmak ve bu sayede varlığını devam ettirmek endişesiyle hareket eden dini gruplar da sistemin devamının payandaları haline gelmektedirler.

USPUM Başkanı/ Muhammed Taha GERGERLİOĞLU/ www.uspum.org.tr 

Yazının TAMAMI ve DEVAMI;  KAYNAK: MEFKÜRE Kitabı 

Bu yazının bağlantısını kopyala:
Etiketler: ÇinlilerEndülüsKristof KolombLaiklikLGBTModernizmOsmanlıPostmodernizmReformRönesansRuslarYahudiler
Önceki Haber

ŞEYHÜL MUHARRİR AHMET KABAKLI 24 MAYIS 1924-8 ŞUBAT 2001 VEFATININ 26.YILI

Sonraki Haber

Dilimiz Yüz Akımız

Sonraki Haber

Dilimiz Yüz Akımız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Etiketler

15 Temmuz AB ABD AK Parti Almanya Ankara Avrupa BM CHP Covid-19 Cumhurbaşkanı Filistin Fransa Gazze Göbeklitepe Harran Kudüs Kürt LGBT MEFKURE Mekke MHP Müslüman Mısır NATO Osmanlı Pandemi PKK Recep Tayyip Erdoğan Rusya Suriye TBMM Türk Türkiye URSİAD Yahudi Çin Üsküdar İngiltere İran İslam İsrail İstanbul İstanbul Sözleşmesi Şanlıurfa

Copyright © 2022 Türkiye Postası Gazetesi
www.turkiyepostasi.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edillir.

Toplam Ziyaretçi Sayısı
3632015

Etiket Bulutu

15 Temmuz AB ABD AK Parti Almanya Ankara Avrupa BM CHP Covid-19 Cumhurbaşkanı Filistin Fransa Gazze Göbeklitepe Harran Kudüs Kürt LGBT MEFKURE Mekke MHP Müslüman Mısır NATO Osmanlı Pandemi PKK Recep Tayyip Erdoğan Rusya Suriye TBMM Türk Türkiye URSİAD Yahudi Çin Üsküdar İngiltere İran İslam İsrail İstanbul İstanbul Sözleşmesi Şanlıurfa

Köşe Yazıları

Türkiye’de Anasır-ı İslam adına tek Millet vardır o da Müslüman Türk Milletidir.

18 Şubat 2026

insanlık tarihinde köklü dönüşümlere yok açan modernlik ve modernizm nedir?

9 Şubat 2026

Asgari ücrete zam yapmayın lütfen

16 Aralık 2025
  • Künye
  • Reklam Politikası
  • Gizlilik ve Koşullar

Köşe Yazıları I Türkiye I Gündem I Siyaset I Dünya I Ekonomi I İktibas I Tarih I Sivil-Toplum I Din &Yaşam I Eğitim I Spor I Kültür & Sanat I Sağlık I Teknoloji

Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist