Türkiye’de yalnız yaşayanların sayısı 5.5 Milyonu aştı..
Sebep boşanmalar, kişisel ve ekonomik tercihler..
Türkiye yalnızlaşıyor..
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile bağlarının zayıflaması ve toplumsal bağların kopması durumunda, ilerleyen dönemlerde Yalnızlık Bakanlığı Kurmak Zorunda Kalabiliriz uyarısında bulunmuştur.
Japonya’da “Yaşlı yalnızlar”ın sayısı 9 ile 12 milyon arasında.
Yalnızlık bakanlığı uygulaması ilk olarak 2018 yılında Birleşik Krallık’ta (Britanya) kurulmuş, ardından Japonya ve Kanada gibi ülkelerde de kamusal bir kurum haline gelmiştir.
Teknolojinin insan hayatını bir çok ortamda kolaylaştırdığı bir çağda yaşıyoruz. Bir tuşa basarak dünyanın öbür ucundaki insanla konuşabiliyor, saniyeler içinde bilgiye ulaşabiliyor ve sayısız dijital platform aracılığıyla iletişim kurabiliyoruz. Ancak tüm bu imkânlara rağmen modern insanın en büyük sorunlarından biri giderek artan yalnızlık hissi olmaya devam ediyor. Görünen o ki iletişim araçlarının çoğalması, insanın gerçek anlamda iletişim kurmasını her zaman sağlayamıyor.
Eskiden mahalle kültürü vardı. Komşular birbirinin derdiyle dertlenir, sevinciyle sevinirdi. Çocuklar sokaklarda birlikte büyür, büyükler kapı önlerinde uzun sohbetler ederdi. İnsanlar yalnız kalmaktan çok, birbirlerine ulaşamamaktan korkarlardı. Günümüzde ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirlerinin isimlerini dahi bilmeyebiliyor. Kalabalık şehirler içinde yalnızlaşan bireyler, dijital ekranların ardında kendi yalnız dünyalarının görünmez duvarlarını örmektedirler.
Sosyal medya, insanlara kendilerini ifade etme ve haberleşme imkânı sunarken, aynı zamanda yeni sorunları da beraberinde getiriyor. İnsanlar artık çoğu zaman hayatın gerçeğini değil, vitrine çıkarılmış kısmını görüyor. Mutluluk paylaşılıyor, başarı sergileniyor; fakat kaygılar, yalnızlıklar ve kırgınlıklar çoğu zaman görünmez kalıyor. Bu durum, bireylerde eksiklik hissi ve değersizlik duygusu oluşturabiliyor. Oysa insan hayatı yalnızca mutlu anlardan ibaret değildir.
Modern çağın insanı her zamankinden daha fazla bağlantıya sahip olmasına rağmen, belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar derin bir yalnızlık yaşıyor. Çünkü gerçek dostluk, sadece mesajlaşmakla değil; aynı sofrayı paylaşmakla, aynı acıya ortak olmakla ve zor zamanda yanında durabilmekle anlam kazanır. Teknoloji Teknoloji insanlar arasında iletişimi kolaylaştıra bilir; ancak kalpler arasındaki mesafeyi kapatacak olan yine samimiyet, merhamet ve insani bağlardır.
Toplum olarak yeniden birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var. Yaşlı komşumuzu ziyaret etmeye, akrabalarımızla bağlarımızı güçlendirmeye, dostlarımızla yüz yüze sohbet etmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü insan sosyal bir varlıktır ve gerçek mutluluk çoğu zaman paylaşıldıkça çoğalır.
Belki de asıl mesele teknolojinin varlığı değil, onu nasıl kullandığımızdır. Teknoloji insanın hizmetinde olduğu sürece faydalıdır. Fakat insan teknolojinin esiri hâline geldiğinde, ekranların ışığı kalplerin karanlığını aydınlatmaya yetmez.
Bugün kendimize şu soruyu sormanın zamanıdır: Yüzlerce sanal dostumuz varken, kapımızı çalacak kaç gerçek dostumuz var? Bu sorunun cevabı, modern çağın en büyük sınavlarından birini de ortaya koymaktadır. Miladi takvime göre 815 yılında doğmuş olan Sehl et-Tüsterî “Kalabalıklar, insanın kendinden kaçması için bulunmuş en sessiz yerdir.” Tespitini Yapıyor. Öyle görünüyor ki yalnızlık insanın kendi var oluşu ile birlikte ölümüne kadar taşınan bir derdi. Ve bu kadar teknoloji ilim bilime rağmen biz kalabalıkta ki yalnızlığı yeni keşfediyoruz.
Türk Dil Kurumu ancak 2024 yılında yılın kelimesini “Kalabalık Yalnızlık” olarak işaret ediyor…
İnsanlık tarihi göstermiştir ki medeniyetler yalnız teknolojiyle değil, güçlü ahlaki değerler ve sağlam insani ilişkiler üzerine yükselir. Belki de dijital çağın en büyük ihtiyacı, daha hızlı internet değil; daha güçlü gönül köprüleridir.
Genel Yayın Yönetmeni/ Mustafa Hakkı SEZGİN



