27 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları
Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle

VENEZUELA, ABD’NİN ARTIK DÜNYAYI İKNA EDEMEDİĞİNİN EN AÇIK KANITIDIR.

9 Ocak 2026
Mustafa Uzun
0 0
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta PaylaşE-Posta Gönder

VENEZUELA, ABD’NİN ARTIK DÜNYAYI İKNA EDEMEDİĞİNİN EN AÇIK KANITIDIR.

Gerileyen hegemon düzen kuramaz, kriz üretir. Bir zamanlar ikna eden, yönlendiren ve rıza inşa eden Amerikan gücü bugün yalnızca baskı üretebilmektedir. Venezuela ve Gazze bu çözülüşün iki ayrı aynasıdır. Biri ekonominin, diğeri ahlakın çöktüğü yerde durur. Venezuela, ABD’nin artık dünyayı ikna edemediğinin en açık kanıtıdır. Eskiden yardımlarla, kurumlarla ve diplomasiyle denetlenen coğrafyalar bugün yaptırımlarla, gizli operasyonlarla ve rejim baskısıyla karşı karşıyadır. Bu, gücün arttığını değil hegemonyanın bittiğini gösterir. Ortada artık düzen kuran bir merkez değil, krizi derinleştiren bir aktör vardır.

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel sistem içindeki konumu son yıllarda giderek artan biçimde hegemonya kavramı üzerinden yeniden tartışılmaktadır. Bu tartışmalar çoğu zaman güncel siyasal gelişmelere indirgenmekte, liderler veya tekil krizler üzerinden açıklanmaktadır. Oysa Immanuel Wallerstein’ın dünya-sistemleri yaklaşımı Amerikan gücündeki aşınmayı tarihsel ve yapısal bir süreç olarak ele almayı mümkün kılmaktadır. Benzer biçimde Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın uzun yıllar boyunca dile getirdiği borç, üretim ve emperyalizm eksenli eleştirileri bu yapısal çözülmenin özellikle ekonomik ve ahlaki boyutlarını anlamada önemli bir teorik çerçeve sunmaktadır. Venezuela ve Gazze örnekleri bu iki yaklaşımın sahadaki somut yansımalarını gözler önüne seren çarpıcı vakalar olarak öne çıkmaktadır.

 

Wallerstein’a göre hegemonya yalnızca askerî ya da ekonomik üstünlükle açıklanabilecek bir olgu değildir. Hegemon güç, dünya sisteminin kurallarını belirleyebilme, bu kurallara rıza üretebilme ve küresel düzeni görece düşük maliyetle sürdürebilme kapasitesine sahip aktördür. Amerika Birleşik Devletleri bu konuma İkinci Dünya Savaşı sonrasında ulaşmış, 1945–1968 arası dönem hegemonik gücün zirvesini oluşturmuştur. Ancak 1968 sonrası küresel toplumsal hareketler, Vietnam Savaşı’nın olurturduğu meşruiyet krizi ve 1970’lerde derinleşen yapısal ekonomik sorunlar ABD hegemonyasının çözülme sürecine girdiğini göstermektedir. Wallerstein, bu süreci bir “güç kaybı”ndan ziyade “hegemonya sonrası istikrarsızlık” olarak tanımlar. Zira gerileyen hegemon, düzen kurmak yerine kriz üretmeye başlar.

 

Bu noktada Erbakan Hoca’nın ekonomi politiğe dayalı eleştirileri Wallerstein’ın tarihsel analizini tamamlayıcı niteliktedir. Erbakan’a göre modern emperyalizmin temel aracı askerî işgal değil, borçlandırma mekanizmalarıdır. Üretimden koparılan, faiz ve finans üzerinden ayakta tutulmaya çalışılan ekonomik yapı kaçınılmaz olarak siyasal ve ahlaki bir çöküş üretir. Üretmeyen fakat tüketimi ve borcu sürekli artan merkez ülkeler, -ki burada Amerika’nın borcunu düşünün- bu dengesizliği sürdürebilmek için zor ve baskı araçlarına daha fazla başvurmak zorunda kalırlar. Bu durum, hegemonik rıza üretiminin yerini zorlayıcı müdahalelere bırakması anlamına gelmektedir.

 

Venezuela, bu yapısal dönüşümün ekonomik ve jeopolitik boyutunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan Venezuela uzun süredir uluslararası finans kurumlarının dayattığı borç ve yapısal uyum politikalarına direnmektedir. ABD’nin bu ülkeye yönelik yaptırımları ve örtük müdahaleleri klasik anlamda bir hegemonik yönlendirme çabasından ziyade itaatsiz bir çevre ülkeyi disipline etme girişimi olarak okunmalıdır. Ancak bu müdahaleler ne rejim değişikliği ne de kalıcı bir siyasal istikrar üretmiştir. Aksine, Venezuela örneği ABD’nin artık ekonomik ve ideolojik ikna kapasitesini büyük ölçüde kaybettiğini, gücünü daha çok baskı ve yaptırım yoluyla kullanmak zorunda kaldığını göstermektedir.

 

Gazze ise Amerikan hegemonyasının ahlaki ve normatif boyuttaki çözülüşünü görünür kılan bir başka kritik örnektir. ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz destek uluslararası hukuk ve insan hakları söylemiyle uzun süredir inşa edilen meşruiyet zeminini ciddi biçimde aşındırmıştır. Wallerstein’ın işaret ettiği hegemonya krizi burada yalnızca siyasal ya da askerî düzeyde değil, normatif düzeyde de kendini göstermektedir. Hegemon güç, hakem rolünü yitirdiğinde ve açık biçimde bir tarafın suç ortağı olarak algılandığında küresel rıza üretme kapasitesini de kaybetmektedir. Erbakan’ın zulüm ve adalet ayrımı üzerinden yaptığı eleştiriler bu noktada ahlaki bir perspektif sunmaktadır. Gücün adaletle desteklenmediği durumlarda sürdürülebilir olamayacağını vurgulamaktadır Erbakan.

 

Venezuela ve Gazze, farklı coğrafyalarda ve farklı bağlamlarda ortaya çıkmış olmalarına rağmen aynı dünya-sistemsel krizin iki yüzünü temsil etmektedir. Birinde ekonomik bağımsızlık ve borç karşıtlığı diğerinde ise toprak, kimlik ve varoluş mücadelesi ön plana çıkmaktadır. Ancak her iki durumda da ABD’nin müdahaleleri kalıcı çözümler üretmekten uzak kalmakta, aksine istikrarsızlığı derinleştirmektedir. Bu durum Wallerstein’ın hegemonya sonrası döneme ilişkin öngörülerini büyük ölçüde doğrulamaktadır.

 

Sonuç olarak, Amerikan gücündeki gerileme, liderler ya da geçici politik tercihlerle açıklanamayacak kadar derin ve yapısaldır. Wallerstein’ın dünya-sistemleri yaklaşımı ile Erbakan’ın borç, üretim ve emperyalizm eleştirisi birlikte ele alındığında bu gerilemenin ekonomik, siyasal ve ahlaki boyutları daha net biçimde görünür hale gelmektedir. Venezuela ve Gazze örnekleri mevcut küresel düzenin sürdürülebilir olmadığını ve hegemonik gücün zor yoluyla korunmaya çalışılmasının sistemi daha da kırılgan hale getirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda yaşananlar yeni bir küresel düzenin inşasından ziyade mevcut hegemonik yapının çözülme sürecine işaret etmektedir.

Mustafa Uzun /Araştırmacı – Yazar

milligazete.com.tr/wallersteinden-erbakana-venezuela-ile-gazze-arasinda-amerikan-cokusu

Bu yazının bağlantısını kopyala:
Etiketler: 2.Dünya SavaşıABDGazzeImmanuel WallersteinİsrailNecmettin ErbakanVenezuela
Önceki Haber

HEM ÇALIŞIP HEM DE EMEKLİ MAAŞI ALMA DEVRİ SONA ERİYOR!

Sonraki Haber

TDV EVLENECEK GENÇLERE 500 BİN LİRA GERİ ÖDEMESİZ ÇEYİZ DESTEĞİ SAĞLAYACAK

Sonraki Haber

TDV EVLENECEK GENÇLERE 500 BİN LİRA GERİ ÖDEMESİZ ÇEYİZ DESTEĞİ SAĞLAYACAK

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Etiketler

15 Temmuz AB ABD AK Parti Almanya Ankara Avrupa BM CHP Covid-19 Cumhurbaşkanı Filistin Fransa Gazze Göbeklitepe Harran Kudüs Kürt LGBT MEFKURE Mekke MHP Müslüman Mısır NATO Osmanlı Pandemi PKK Recep Tayyip Erdoğan Rusya Suriye TBMM Türk Türkiye URSİAD Yahudi Çin Üsküdar İngiltere İran İslam İsrail İstanbul İstanbul Sözleşmesi Şanlıurfa

Copyright © 2022 Türkiye Postası Gazetesi
www.turkiyepostasi.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edillir.

Toplam Ziyaretçi Sayısı
3593204

Etiket Bulutu

15 Temmuz AB ABD AK Parti Almanya Ankara Avrupa BM CHP Covid-19 Cumhurbaşkanı Filistin Fransa Gazze Göbeklitepe Harran Kudüs Kürt LGBT MEFKURE Mekke MHP Müslüman Mısır NATO Osmanlı Pandemi PKK Recep Tayyip Erdoğan Rusya Suriye TBMM Türk Türkiye URSİAD Yahudi Çin Üsküdar İngiltere İran İslam İsrail İstanbul İstanbul Sözleşmesi Şanlıurfa

Köşe Yazıları

Türkiye’de Anasır-ı İslam adına tek Millet vardır o da Müslüman Türk Milletidir.

18 Şubat 2026

insanlık tarihinde köklü dönüşümlere yok açan modernlik ve modernizm nedir?

9 Şubat 2026

Asgari ücrete zam yapmayın lütfen

16 Aralık 2025
  • Künye
  • Reklam Politikası
  • Gizlilik ve Koşullar

Köşe Yazıları I Türkiye I Gündem I Siyaset I Dünya I Ekonomi I İktibas I Tarih I Sivil-Toplum I Din &Yaşam I Eğitim I Spor I Kültür & Sanat I Sağlık I Teknoloji

Sonuç Yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Gündem
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • İktibas
  • Tarih
  • Din-Yaşam
  • Edebiyat
    • Deneme
    • Hikaye
    • Makale
    • Şiir
    • Köşe Yazısı
  • Diğer
    • Sivil-Toplum
    • Eğitim
    • Spor
    • Kültür & Sanat
    • Sağlık
    • Teknoloji
  • Köşe Yazıları

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist