Yetenekli ve genç yazarların edebiyat dünyasına kazandırılmasına katkı veren usta kalem, hayatının sonuna kadar devam ettirdiği köşe yazıları ve eserleriyle bir devre ışık tuttu, gençliğe yol gösterme çabası içinde oldu. Elazığ Harput’ta bulunan Göllübağ köyünde, 30 Mayıs 1924’te imam Ömer Efendi ile Münire Hanım’ın çocuğu olarak dünyaya gelen Kabaklı, çocukluğunu doğduğu köyde geçirdi. Kabaklı, ilk, orta ve lise tahsilini Elazığ’da, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümünde yaptıktan sonra Diyarbakır ve Manisa Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı.
“Yunus Emre mi haklı, Gölpınarlı mı?” başlıklı ilk yazısı, henüz öğrenci olduğu 1946’da “Son Saat” gazetesinde yayınlanan yazarın Nurettin Topçu’nun çıkardığı “Hareket” dergisi ve “Bizim Türkiye” dergisinde de yazılarına yer verildi. Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla 1956’da Fransa’nın başkenti Paris’e giden Kabaklı, Paris’ten döndükten sonra tayin edildiği İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsünde 1958-1969’da edebiyat öğretmeni olarak görev yaptı. Kabaklı’nın şiir ve yazıları “Yeni İstanbul” ve “Hisar” adlı dergilerde çıktı. Tercüman gazetesinin 1956’da düzenlediği fıkra yarışmasını kazanan yazar, aynı gazetede çeşitli yazılar kaleme aldı.
Emekliye ayrıldığı 1974’te Türk Musikisi Devlet Konservatuvarında edebiyat dersleri vermeye başlayan usta kalem, Nihat Sami Banarlı, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan, Tarık Buğra’nın da aralarında olduğu arkadaşlarıyla Türk Edebiyatı Cemiyetini kurdu. Kabaklı, cemiyetin çıkardığı Türk Edebiyatı dergisini yönetti, 1978’de de Türk Edebiyatı Vakfının kurucuları arasında yer aldı. Usta edebiyatçı, 1990’a kadar “Tercüman” gazetesindeki yazılarına devam etti, Daha sonra Türkiye gazetesindeki köşesinde makaleler kaleme aldı.
Türk Milliyetçiliğinin ve Türk Edebiyatının en büyük üstatlarından, Türk Edebiyatı Vakfı ve Türk Edebiyatı Dergisinin kurucusu; Üstat Ahmet Kabaklı, Türkçeye, Türklüğe, Türk- İslam Kültürüne ve kısacası Türk Milletinin bütün değerlerine büyük bir aşkla bağlı olup, bütün ömrünü bu değerlere hizmet için harcamıştır. O, Türk Edebiyatının milli çizgiler dahilin de gelişmesine, gelecek nesillere ve genç kuşaklara aktarılmasına çok büyük öncülük etmiştir.
Özellikle Tercüman ve Türkiye Gazetelerinde yazdığı “Gün Işığı” köşesinde yayınladığı baştan sona fikir dolu birbirinden güzel, binlerce etkili fıkra ve makaleleriyle kültür ve gönül dünyamızı aydınlattığı gibi, Milliyetçi gençliğe de rol model olup yol göstermiştir. Ayrıca, Türk Edebiyatı Vakfında 30 yıl boyunca her çarşamba günü vermiş olduğu konferanslarla da sürekli Türk -İslam Dünyasının önemli meselelerini dile getirip, Milliyetçi Gençliğin yetişmesinde çok büyük gayret ve emekleri olmuştur.
Yarım asrı aşan 54 yıllık Gazetecilik ve Yazarlık hayatında, güçlü kalemiyle hep bunlarla çetin ve amansız mücadele etti. Hiç bir engel onu Türk Milliyetçiliği davasından ve Büyük Türkiye idealinden yıldıramadı,vazgeçiremedi. Ahmet Kabaklı ömrü boyu süren fikri mücadelesinin sonunda arkasında ciltler dolusu eser, on binlerce fıkra, makale ve gazete arşivi yanında, hafızalarımızda kültür ve fikir dünyamızı aydınlatan kalıcı ve çok derin izler bırakmıştır.
Türk Dil Kurumu üyeliği yaptı
Eserlerinde Harput’un ve yaşadığı dönemin izleri görülen Kabaklı, 1995’ten itibaren Türk Dil Kurumu asil üyeliği görevini sürdürdü. Ahmet Kabaklı’yı kadirşinas Türk Milleti Üstadın bir ömür boyu yapmış olduğu bu takdire şayan fedakarlıklarını karşılıksız bırakmayıp, 14 Aralık 1996’da Aydınlar Ocağı ve 55 gönüllü kuruluşun desteğiyle düzenlenen şanına yakışır görkemli bir törenle kendisine Türkiye’de bu güne kadar çok az gazeteci ve yazara nasip olan “Şeyh-ül Muharririn” ünvanına layık görülmüştür.“törende, Şeyhül Muharririn (yazarların üstadı) unvanı verildi.
Ahmet Kabaklı’nın adının yaşatılması
Türkiye’de birçok ilkokul ve liseye Ahmet Kabaklı’nın adı verilmiş olup 2011 yılında ise Ahmet Kabaklı anısına İstanbul’un Fatih ilçesinde Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi içerisinde kendi adını taşıyan ve içerisinde Ahmet Kabaklı’nın özel kitap koleksiyonu ve 30 bin civarında kitap bulunan bir kütüphane açıldı. Ayrıca Elazığda Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesinde Ahmet Kabaklı Erkek Öğrenci Yurdu ismi verilen 2812 kişilik bir öğrenci yurdu açılmıştır. Bundan 26 yıl önce 8 Şubat 2001 tarihinde kaybettiğimiz; Türk Milletinin milli ve manevi bütün hissiyatına tercüman olan büyük üstat, usta gazeteci, eğitimci, yazar, büyük dava ve fikir adamı Ahmet Kabaklıyı vefatının 26.yılında bir kez daha saygı, rahmet ve minnetle anarken; Türk Milleti ve Türk-İslam dünyası için büyük bir değer olan kıymetli hocamıza Allah’tan gani gani rahmet diliyoruz. Duâyen Gazeteci-Yazar Ahmet Kabaklıyı vefatının 26.yılında bir kez daha saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
EYÜPSULTAN’NIN EBEDİ SAKİNLERİNDENDİR…
Eserleri…
Türk Edebiyatı (5 cilt)
Kültür Emperyalizmi (1970)
Müslüman Türkiye (1970)
Mabet ve Millet (1970)
Mehmet Âkif (1970)
Yunus Emre (1971)
Mevlâna (1975)
Ejderha Taşı (1975)
Bizim Alkibiades (1977)
Ecurufya (1981)
Sohbetler (2cilt) (1987)
Temellerin Duruşması (1989)
Güneydoğu Yakından (1990)
Şiir İncelemeleri (1992)
Doğudan Doğuş (1993)
Sultanü’ş-Şuara Necip Fazıl (1995)
Şairi Cihan Nedim (1996)
Ahmet KABAKLI Sözleri
“Çok oldu, bu millet kahraman çıkarmıyor.”
“Din, kendi kabuğuna çekilmiş, sürekli tecavüzler altında öz varlığını bile koruyamıyor. Okul derseniz ne veliler, ne de öğrenciler üstünde güvenilir bir kontrol sağlayabilmiş. Gençlerin kültür seviyesi korkunç bir düşme halinde. Edebiyat, tarih felsefe gibi insanlık değerini artıracak bilgiler, okullarda ve hayatta, gereksiz bir süs gibi görülüyor. Sanat terbiyesi sıfır, ahlak, eski bir masal oluvermiş.”
“Devrilmiyoruz, sökülmüyoruz ama iflah olduğumuz da yok. Artık ne bir yeşil yaprak, ne bir çiçek ne de faydalı meyve verdiğimiz var. Bir tufeyli gibi başkasının suyundan, havasından geçiniyoruz. Sadece hayatımızı devam ettirmeğe bile razı olmuş gibiyiz ama ne gezer!”




