İsrail nüfusunun önemli bir kısmı seküler Yahudilerden oluşurken, ülkede Müslüman, Hristiyan ve Dürzi topluluklar da bulunmaktadır. İsrail nüfusunun %74’ü Yahudi’dir. Seküler Yahudi Oranı: İsrail’deki Yahudi toplumunun yaklaşık %49’u seküler (laik) olarak tanımlanmaktadır. Bazı analizlerde bu oran, seküler Yahudilerin İsrail Yahudi nüfusunun yarısından fazlasını oluşturduğu şeklinde de ifade edilmektedir. Kaynak Geoogle(AI Modu)
İSRAİL’DEKİ DİN VE MEZHEP YAPISI:
Resmi Durum: İsrail, vatandaşlarının çoğunluğunun Yahudi olduğu dünyanın tek ülkesidir. Hukuki konularda Ortodoks Yahudi Baş Hahamlığı baskındır.
Yahudi Mezhepleri/Grupları:
Ortodoks Yahudilik: Katı kurallara bağlı olan ve İsrail devlet kurumlarında (özellikle hahamlıkta) hakim olan gruptur.
Haredi Yahudiler (Ultra-Ortodoks): Geleneklere en sıkı bağlı olan, dini hayatı merkeze alan gruptur.
Muhafazakar ve Reformist Yahudiler: İsrail’de varlık gösterseler de, resmi kurumlarda Ortodoks Yahudilik kadar etkili değillerdir.
YAHUDİLİKTE AHİRET İNANCI
Tarih boyunca gelmiş geçmiş, devrini tamamlamış veya yaşamakta olan bütün dinlerde, âhiret inancının zayıf veya kuvvetli, bir izi bulunmaktadır. Şüphesiz ilahî dinlerde âhiret inancı çok daha köklü ve tafsilatlı olmalıdır. Ancak, Yahudiliğe bu nazarla bakıldığında durumun hiç te öyle olmadığı hayretle görülecektir.
Gerçekten de, Yahudilik temelde Hz. Musa’nın tebliğlerine ve Tevrat gibi büyük bir ilahî kitaba dayanmasına rağmen, âhiret hayatına çok az yer vermiş, hatta bu durum bazı âlimleri Yahudilikte âhiret inancının bulunmadığı kanaatine götürmüştür.
Bazı muasır âlimler, aslı Allah tarafından inzâl olunmuş, Tevrat diye isimlendirilen Ahd-i Kadîm’in, âhiret hayatından, diriliş ve mücazattan, âhirete terğib ve teşvikten tamamen tecrid edildiğini, semavî bir kitabın bu vaziyete düşmesinin insanı hayrete düşüren bir durum olduğunu belirtmişlerdir[1].
Yahudilikte ahiret inancı İslam veya Hristiyanlıktaki gibi merkezi, detaylı ve homojen bir “cennet-cehennem” tasviri değildir. Odak noktası ölüm sonrasından ziyade, bu dünyada iyi bir yaşam sürmek ve anı bırakmaktır. İnanç zamanla şekillenmiş olup, temel olarak ruhun ölümsüzlüğü ve Şeol (ölüler diyarı) kavramlarına dayanır.
Yahudilikte ahiret inancı mevcuttur; ancak bu inanç İslam ve Hristiyanlık’taki kadar net dogmalarla tanımlanmamıştır ve zaman içinde büyük değişimler göstermiştir.
Bu hususta araştırma yapanların bazılarına göre, bu değişikliğin sebebi bilinmemektedir[11]. Bazı Kitab-ı Mukaddes teologları ise, Zerdüştlük’le Yahudilik’teki âhiret inancındaki benzerliklerden hareketle, bu inancın Yahudiliğe Babil esaretinin sonuna doğru, Zerdüştlüğün etkisiyle girdiğini ve tedricî olarak geliştiğini söylemişlerdir[12]. Yine bazılarına göre ise, bu hususta muhtemel dış tesirler coğrafî ve kültürel olarak üç tanedir: Mezopotamya, Ken’an ve İran[13].
Will Durant şöyle diyor: “Yahudilerde diriliş fikri ancak, yeryüzünde hakimiyetlerinin olmasından ümitlerini kaybettikten sonra yerleşmiştir. Herhalde Yahudiler bu fikri Farslılar’dan almışlardır. Ya da Mısırlılardan bazı şeyler almışlardır. Bu rûhî neticeden de Mesihîlik doğmuştur”[14]. Yahudiliğe dâir eserleri olan Zaza da bu iddiâya iştirak ederek şöyle diyor: “Yahudiler gaybî meseleleri ancak Babil esaretine maruz kaldıktan ve Romalılar’ın eliyle dağınıklığa uğradıktan sonra düşünmeye başlamışlardır”[15].
YAHUDİ İNANCINDAKİ AHİRET KAVRAMININ TEMEL ÖZELLİKLERİ ŞUNLARDIR:
Olam Ha-Ba (Gelecek Dünya): Yahudilikte ahiret genellikle “Olam Ha-Ba” olarak adlandırılır. Bu kavram hem Mesih geldikten sonraki dünyayı hem de ölümden sonraki ruhsal alemi kapsayabilir.
Gehenna ve Gan Eden: Cennet benzeri bir ödül yeri (Gan Eden) ve ruhun hatalarından arındığı bir bekleme alanı (Gehenna) inancı vardır. Ancak Gehenna, Hristiyanlıktaki “sonsuz cehennem” kavramından farklıdır; genellikle ruhun en fazla 12 ay süren bir arınma sürecini ifade eder.
Şeol: Tevrat’ın ilk bölümlerinde ölüm sonrası, tüm ölülerin gittiği karanlık ve sessiz bir yer olan “Şeol” olarak betimlenir. Bu dönemde net bir cennet-cehennem ayrımı görülmez.
Yahudilikte Ahiret İnancının Özellikleri:
Şeol Kavramı: Eski Yahudi inancında ölenlerin gittiği “Şeol” adı verilen bir yer vardır; burası iyi-kötü herkesin bulunduğu gölgeli bir ölüler diyarıdır.
Olam Ha-Ba (Gelecek Dünya): Yahudilikte ahiret hayatı genellikle “Olam Ha-Ba” (Gelecek Dünya) olarak adlandırılır, ancak bunun mahiyeti hakkında kesin dogmalar azdır.
Farklı Yaklaşımlar: Modern Yahudilikte (Reformist vb.) cennet/cehennem fiziksel yerlerden ziyade ruhani bir durum olarak görülür veya sadece ruhun Tanrı’ya dönmesi şeklinde yorumlanır.
Mezhepsel Farklılıklar:
Ortodoks Yahudiler: Ruhun ölümsüzlüğüne ve fiziksel dirilişe sıkı sıkıya inanırlar.
Reformist Yahudiler: Genellikle fiziksel diriliş inancını reddeder, sadece ruhun ölümsüzlüğüne odaklanırlar.
Sadukiler: Tarihsel olarak (İkinci Tapınak döneminde) ahireti ve dirilişi tamamen reddeden bir Yahudi grubu da bulunmaktaydı.
YAHUDİLİKTEKİ CENNET VE CEHENNEM KAVRAMLARININ İSLAMİYET’TEN FARKLARI
Yahudilikteki cennet ve cehennem kavramları, İslamiyet’teki somut ve ebedi tasvirlere kıyasla daha çok “ruhsal bir süreç” ve “geçicilik” üzerine kuruludur. İşte temel farklar:
CEHENNEMİN SÜRESİ VE NİTELİĞİ
İslamiyet: Cehennem, inkar edenler için ebedi bir azap mekanıdır. Ateş, fiziksel acı ve çeşitli cezalandırma yöntemleri detaylıca tasvir edilir.
Yahudilik (Gehenna/Gehinnom): Burası sonsuz bir cezalandırma yerinden ziyade, ruhun hatalarından temizlendiği bir “çamaşırhane” gibidir. Geleneksel inanca göre ruhlar burada en fazla 12 ay kalır, arınır ve sonra “Gan Eden”e (Cennet) geçer. Sonsuz azap fikri Yahudilikte çok zayıftır.
CENNET CEHENNEM TASVİRLERİN SOMUTLUĞU
İslamiyet: Cennet ve cehennem Kur’an’da çok somut betimlenir. Cennette altından nehirler akan bahçeler, meyveler, eşler ve fiziksel zevkler; cehennemde ise ateş ve dar ağaçları gibi net görseller vardır.
Yahudilik: Kutsal metinlerde ahiret tasvirleri oldukça muğlaktır. Cennet (Gan Eden), fiziksel hazlardan ziyade Tanrı’nın varlığını hissetmek ve ruhun ulaştığı en yüksek huzur seviyesi olarak görülür.
YAHUDİNİN CEHENNEMİ
Yahudi inanışındaki genel görüşlere göre ceza çekilen, cehennem olarak bahsedilen, cehennemvari yer sadece iman edenler için ve geçici bir yerdir. İman edenler burada yaptıkları suçların cezalarını çeker, hakkı olana hakkını verir ve buradan cennete giderler. Asıl cehennem ise iman etmeyenlerin gideceği ve Tanrı tarafından varlıklarının görmezden gelineceği yerdir. İman etmeyenler için günümüz genel tasvirlerindeki gibi bir yanma ya da fiili ızdırap söz konusu değildir. Fakat başlarına gelen Tanrı tarafından görmezden gelinme olayı her türlü ızdıraptan daha çok acı verici ve huzursuz edicidir. Bazı inanışlara göre ise direkt olarak bir yok oluş söz konusudur. Bu inanışa göre cehennem denen yer direkt olarak yoktur. İman etmeyenlerin gideceğinden bahsedilen cehennem direkt bir yok oluştur. (Yani..Hesap vereceklerine inanmıyorlar. Suçlu isek yok olur kurtuluruz diye inanmaktalar. M.H.Sezgin)
YAHUDİLER DE MEHDİ ANLAYIŞI
Yahudiler için Mehdi anlayışı diğer dinlerden biraz farklıdır. Çoğu dinde Mehdi bir peygamber, ya da bizatihi Tanrıdır. Bu mehdi dini açıdan bir kurtarıcıdır. Fakat Yahudiler için Mehdi bir insandır, David’in (Davud) soyundan gelecek bir kral. Bu kral Yahudileri bulundukları zor durumdan kurtaracak ve İsrail Krallığını tarihin toprağından çıkarıp eski şanlı günlerine döndürecektir. İsrail Krallığı, günümüzde bahsi geçen İsrail Devleti değildir. İsrail Krallığı’nın tarihi şöyle başlar: Yakoov’un oğullarından biri olan Yehuda’nın soyundan gelen David, Kenan bölgesine Yehuda Krallığını kurar. İleriki bir dönemde David’in torunu Rehav’am’ı (Rehoboam) kendilerine kral seçmek istemeyen on kabile Yehuda Krallığından ayrılır ve İsrail Krallığını kurarlar (MÖ 930). Bundan yaklaşık 350 yıl sonra I.Mabed’i (Süleyman Mabedi) bünyesinde bulunduran Yehuda Krallığı Babillere karşı yenik düşer (MÖ 586). Bu mağlubiyet sonucu hem Yehuda Krallığı hem de Mabed yıkılır.[10] Kısaca Yahudilere göre mehdi gelecek, dünya zulümden kurtulacak, Yahudiler eski şanlı günlerine geri dönecek ve en önemlisi Mabed yeniden inşa edilecektir..
İSRAİL’DE ATEİZM VAR MI?
Evet, İsrail’de önemli oranda ateist ve dinsiz nüfus bulunmaktadır. İsrailli Yahudilerin yaklaşık %20 ila %40’ı bir tanrıya inanmadığını veya laik olduğunu belirtmekte, bu durum Yahudi kültürel geleneklerini sürdürürken dini inançsızlığı (Yahudi ateizmi) ifade etmektedir.
Yaygınlık: Özellikle Yahudi toplumunda dinsizlik ve sekülerizm yaygındır. 20 yaş üstü Yahudilerin yaklaşık %45’i kendilerini “laik” veya “dindar olmayan” olarak tanımlamaktadır.
Kültürel Bağlılık: Ateist Yahudilerin çoğu, dini inançları olmasa da Yahudi kültürü, tarihi ve geleneklerine (örneğin Fısıh bayramı) bağlı kalabilirler.
Kişilik Yapısı: İsrail’deki Yahudi toplumu, aşırı dindar (Haredi) kesimden tamamen ateist olan seküler kesime kadar büyük bir çeşitliliğe sahiptir.
Özetle, İsrail dini kurumların güçlü olduğu bir ülke olsa da, nüfusun önemli bir kısmı ateist veya agnostik eğilimler göstermektedir.
İSRAİLLİLER NAMAZ KILAR MI?
Evet, Yahudilikte namaza benzer, günlük üç vakit (sabah, öğle, akşam) olarak kılınan, rüku ve secdeye benzer hareketler ile dualar içeren ibadetler mevcuttur. Yahudiler, ibadetlerinde Tevrat’tan bölümler okur, sinagoglarda (havra) veya bireysel olarak ayakta durup eğilerek Tanrı’ya yakarışta bulunurlar.
Değerli KARDEŞLERİM internetten derlediğim bu bilgilere her isteyen bir tık ile ulaşabilir..
Geoogle AI Modu edinilen bilgilerdir. Sizler çok daha fazlasına KOLAYCA ulaşabilirsiniz.
Yahudilikte Ahiret inancı olmadığından her türlü sapkınlığı ve katliamları serbestçe yapmaktalar. Fakat bizler ve sizlerin bildiği gibi Allah’ın varlığı nasıl ki haşa şüphe götürmez bir imani gerçektir elbette ahiret cennet cehennem hesap ve mizan da Biiznillah olacaktır.
[1]. M.A. Draz, Kur’ân Ahlakı, çev., Emrullah Yüksel, Ünver Günay, İz yay., İstanbul, 1993, s. 153; Muhammed Gazalî, el-Mahaviru’l-Hamse li’l-Kur’ân’il-Kerîm, Kahire, 1989, s. 149; Ebu’l-Hasen Ali en-Nedvî. es-Sırau beyne’l-İman ve’l-Maddiyye, Dâru’l-Kalem, Kuveyt, 1981, s. 17.
Tevrat veYahudilik hakkındaki bu nevi iddiâlar sebebiyle, bu mevzuya biraz daha ağırlık verme ve araştırma ihtiyacını hissettik.(KAYNAK: Sorularla islamiyet.)
[11]. Randles- Hough, s. 18.
[12]. Addison, s. 157; Mehmet Paçacı. Kur’ân’da ve Kitab-ı Mukaddeste Ahiret İnancı, Nun yay. İstanbul, 1994, s. 72. Jacob, böyle bir iddiâya karşı çıkarak, bu inancın daha genel bir arzuyla irtibatlı olduğunu ifâde etmiştir (bk.Edmond Jacob, Theologie de L’Ancien Testament, Neuchatel (Switzerland), 1968, s. 253).
[13]. Mahmûd Es’ad, İslam Tarihi, Marifet yay. İstanbul, 1983, s. 316.
[14]. Ebu Ataillah, s. 153 ( Will Durant. Kıssatu’l-Hadâra, II, 345’den naklen).
[15]. age., s. 54 (el-Fikru’l-İsrailiyyu Etvaruhu ve Mefahimuh, s. 109’dan naklen).
Genel Yayın Yönetmeni/ Mustafa Hakkı SEZGİN



