Depresyonun en büyük belirtisi umutsuzluktur.
Her şeye rağmen umutlarımızı yeşertmek zorundayız.
Türkiye’de 2025 yılında antidepresan kullanımı, 2016 yılına (45,1 milyon kutu) göre ciddi oranda artarak 71 milyon 527 bin 690 kutuya ulaşmıştır. Son 10 yılda antidepresan kullanımı yaklaşık %58,5 oranında artış göstermiştir. Türkiye’de her 10 kişiden 1’inin antidepresan kullandığı ve ruh sağlığı hastanelerinin doluluk oranının %100’e ulaştığı belirtilmektedir. Bu veriler, toplum genelinde psikolojik destek ihtiyacının ve psikiyatrik ilaç tüketiminin tehlikeli bir hızla arttığını göstermektedir.
“Türkiye’de her 10 kişiden birinin antidepresan kullandığını ve ruh sağlığı hastanelerinin doluluk oranının %100’e ulaştığını belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bu durumun altında yatan nedenleri stres, gürültü, işsizlik, ekonomik kayıplar ve toplumsal güvensizlik gibi faktörlere bağlıyor. Depresyonun en belirgin belirtisinin umutsuzluk olduğunu vurgulayan Dilbaz, artan madde bağımlılığı ve şiddet eğilimlerine de dikkat çekiyor. Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bonzai ve metamfetamin gibi uyuşturucuların ciddi bir tehlike oluşturduğunu belirtiyor ve bu sorunlarla mücadele için daha kapsamlı araştırmalar yapılması, gençlerin daha iyi yönlendirilmesi, öfke kontrolü eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve toplumda “biz” bilincini geliştirmenin gerekliliğine işaret ediyor. Son olarak, başkalarına yardım etmenin mutluluğun önemli bir yolu olduğuna inanıyor.”1*
“Dünyadaki ruhsal hastalıkların görülme sıklığına bakıldığında oranlar pek değişmiyor. Depresyon kadınlarda yüzde 20-25 oranında, erkeklerde yüzde 8-10 oranında görünüyor. Elbette depresyonu tetikleyen, toplumu bu hale getiren şey, strestir. Ruhu ve bedeni zorlayan streslerden söz ediyorum.”2*
“Mesela, gürültü strestir. Erken emeklilik, para kaybı, göç, işsizlik ve diğerleri. Depresyonun en büyük belirtisi ise umutsuzluktur. Deprem endişesi, savaş ve terör, kadına şiddet, çocuklara tacizler, iklim değişiklikleri, dünyanın betona tepkisi. Bunlar hepimizi olumsuz etkileyen koşullar. Her şeye rağmen umutlarımızı yeşertmek zorundayız.”
Madde bağımlılığı…
“Bazı doktorlar, branşı olmadığı halde hastasına yazdığı reçeteye rahatlıkla antidepresanlar ekleyebiliyor. Oysa bu çok yanlış. Buna psikiyatri uzmanı karar vermeli. Bonzainin yerini başka bir tehlike aldı: Metamfetamin. Kendine, başkalarına ve geleceğe güvensizlik elbette madde bağımlılığı konusunda tehlikeler yaratabiliyor.”
“Bir ülkenin geleceğini sabote etmek istiyorsanız gençliğini uyuşturucu ile zehirlemeniz yeterlidir. Bonzai dediğimiz şey sentetik esrardır ve çok zararlıdır. Kesinlikle bağımlılık yapar ve şizofreniye yol açar. Bonzai kullananları artık hastanelerin acil servislerinde görmeye başladık. “
Bu büyük bir tehlike ama şimdi yenisi çıktı. Adı, metamfetamin…
“Ülkemizde merdiven altında üretilen, inanılmaz bir hızla bağımlılık yapan ve ucuza satılan bir madde bu. İnsan bedenini resmen çürütüyor. Çok büyük bir tehlike. Uyuşturucu satıcılarının ilk hedefi okullardır.”
1*- NPİSTANBUL Beyin Hastanesi
2*-Prof. Dr. Nesrin Dilbaz,




